İletişim(siz)lik araçları 1

İletişim iki ya da daha fazla kişinin karşılıklı olarak birbirlerine yansıttıları diyaloglar ya da etkileşimlerdir. Beden dili, ses tonu, mimikler iletişime dahil edilen çoğu zaman farkında olmadan yaptığımız destekleyicilerdir. Bir de iletişimimizi arttırmak için bilgi akşını sağlamak için kullandığımız iletişim araçları var. Asıl önemle üzerinde durmak istediğim konu bu.

İletişim araçlarını zararlarından bahsetmek istemiyorum. Bu iletişim araçlarını üretmek için kullanılan kaynaklar ve zaman kayıpları, kişiye göre uygunluğu ve doğruluğu değişen bilgiler, bizlere aktarılan bilginin geçiciliği ve çoğu zaman kaynağı belli olmayan zararlı bilgiler, bu araçların insan sağlığına verdiği zararlar (cep telefonlarının yaydığı radyasyon gibi), bu araçların yaydığı bilgilerin düşünce farklılığına sebep olması durumunda oluşacak kaoslar.. Bunlar zaten bir yerlerden duyup çoğu zaman da farkettiğimiz şeyler..

Artık insanlar özellikle de gençler tam bir robotik bir dünyada yaşıyor. İletişim araçlarıyla sürekli insanlarla iletişimde kaldığımızı sanarken elektronik aletlerle dost olup onlarla hayatmızı geçirdiğimizin farkında olamıyoruz çoğu zaman. İnsanlar artık farkında olmadan elektronik cihazlarla evlenmeye bile başladılar..

Saatlerce bir bilgisayarın başında durup yalnızlaşıyoruz kendi kendimize. Çok kişiyle konuştuğumuzu sanıp aslında tek başımıza olduğumuzun farkına bile varamıyoruz. Bütün gün bilgisayara gülüp bazen ordan gördüğümüz bir resim ya da videoya üzüldüğümüzü sanıyoruz. Eve girdikten birkaç dakika sonra bilgisayarın başına geçip dünyamızda boyut değiştiriyoruz. Sosyal medya dediğimiz internet platformlarında parmaklarımızla ağlayabiliyor, gülebiliyor hatta çılgınlar gibi kahkahalar atabiliyoruz. İşte bunlar bize parmaklarımızla yalan söylemeyi öğretiyor bize. Halbuki basit geçici birkaç gülücük ve ekrana dişlerimizi gösterme dışında hiçbir şey olmuyor.

Bir dakika içinde gülüp, aynı dakika içinde ağlayabiliyoruz. Bu tabiki robotik bir yaşamın belirtileri. Gerçekte öyle mi peki? Gerçek dünyada 1 dakika içinde kaç farklı duyguyu yaşadığınızı düşünün bakalım? Çok üzgün olduğunuzda size tebessüm verecek birşey bütün üzüntünüzü alabiliyor mu? Programcılar ya da web geliştiricileri yaptıkları sitelerle sadece siteleri değil insanları da programlıyor olmalılar..

Evet evet, sorun ağzımızla konuşmayı, yüzümüzle gülmeyi ya da somurtmayı unutmamız. Artık parmaklarımız ve gözlerimiz yaşıyor bunların hepsini. Tıpkı yazıdaki görselde olduğu gibi. Bu gidişle robotlar ya da robotlaşan beyinlerle yönetileceğiz..

Daha sayalım mı? Yolda yürürken telefonlarına bakıp direklere çarpanlar, internetin önünde gecelerini sabah edenler, televizyonları putlaştırıp önünde beynini yıkayanlar ve dahası..

Çok fazla anlatacağım şey var ama konuyu çok dallandırmadan burda noktalıyorum. Bunu bir yazı dizisi olarak düşünüyorum. 2.sinde görüşmek üzere.. 🙂

Not: Uzun zamandan beri kişisel bloğuma içerik üretemiyordum. Artık kendi sayfama da biraz zaman ayırmanın vakti geldi galiba..

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Additional comments powered by BackType